İSYANBUL
10/12/2008 -Kategori: Siir
İSYANBUL..
Her yanı isyan, her yanı feryat figan bu şehrin.
Adım başına bir dertlinin,
Her kaldırım taşına bin hüznün yazıldığı coğrafya.
Metrekareye bin isyan düşer bu şehirde,
Her gönüle bir ihtilal.
Kimi ekmek kavgasında, kimi bir aşkın çıkmazında
Nice yürek dolanır sokaklarında.
Uğruna çekilen her acıya değecek kadar güzel
Ama her güzel kadar can yakıcıdır bu şehir.
İstiklal de elleri karton poşetler dolu süslü hanımlar
Ve hiç fark edilmeyen köşe başlarında yalın ayak çocuklar.
Görkemini hiç esirgemeden yükselir Topkapının surları
Ve surların kenarında kimsesizlerin karton yatakları.
Göğe uzatmış başını bağırıyor minareler,
Az ileride bilmem hangi zengin uğruna patlıyor havai fişekler.
Kimsenin kimseyle yan yana gelmeyi garipsemediği masallar şehri burası.
Şehr_i İstanbul.
Masal kadar güzel,
Hayat kadar acımasız sokakları…
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Galata Ve Kız Kulesi
8/7/2008 -Kategori: Siir
GALATA VE KIZ KULESİ..
Kız kulesiyle Galata’nın öyküsüdür bizimki.
Kız kulesi güzelliğinin ardında asırların kederlerini saklayan nazlı bir kadın,
Galata kulesi başında kavak yelleri esen cesur ve mağrur bir erkek.
Kız kulesi aşık Galata‘ya.
Öylesi aşık ki hep geceleri bekler.
Gece olsun Kız kulesi dermanı kendisinde arayan aşıklardan kurtulsun,
Galata’yı düşünsün.
Galata gündüzleri sever.
Gündüz olsun ki hayatın karmaşası akıp gitsin önünden,
Gözlerinde Kız kulesi, kalbi pır pır izlesin onu.
Galata kulesi pervasız, gözü kara, hırslı.
Tıpkı yanıbaşında yaşayan insanları gibi.
Kız kulesi hep hüzünlü.
Tüm ışıklarına, sağlam duruşuna, şaşaasına rağmen kırılgan.
Her an çatlayıp kırılacak ince bir porselen vazo gibi,
Görenlerin bakmaya, dokunmaya kıymadığı hüzünlü bir hatıra.
Galata bıçkın bir delikanlı.
Sert duruşlu, dimdik, hayata kaş altından bakan bir abide.
Kız kulesi bilir bir şaheserin ortasında durduğunu.
Kız kulesi bilir bu şahesere mahkum olduğunu.
Onların ki vuslatı olmayan bir aşk.
İmkansızlıkların son durağı.
Galata gülümser. Herşeye rağmen.
Galata pervasız.
Yaradılışı böyle.
Başka türlüsünü bilmiyor.
Seviyor Kız kulesini ama gönülle değil gözle.
Kız kulesinin martıları var,
Galatanın sarhoşlarının naraları.
Kız kulesi martılarla özlemini yollar,
Galata dalgalarla söyleşmede.
Ne yakınlaşırlar, ne de uzaklaşabilirler birbirlerinden.
Ne birlikte olabilirler, ne de ayrı kalabilirler.
Bitimsiz bir hasrete mahkumdurlar.
Görenler heybetlerine, güzelliklerine imrenir.
Bir bilseler içlerinde barındırdıkları kederi.
Bir bilseler mahşere kalan vuslatlarını, ağlarlardı hallerine.
İnsanlar bilmiyorlar.
İnsanlar bencil, insanlar kendilerini düşünüyorlar sadece.
Galata ve kız kulesi birbirlerini.
Uzaktan uzağa bir aşk onlarınki.
Sözsüz, vuslatsız, bitimsiz bir aşk hikayesi.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Masallarımın Şehr_i İstanbul
20/6/2008 -Kategori: Istanbul__a Dair
Kalbimden kalbine giden yol aslında yanlış istikamet. Bile bile gidiyorum hedefe doğru. Varacağım yer tanıdık hüzünlerin şehri, masallarımın şehri İstanbul. Ama öylesine seviyorum ki bu şehri belki girdiğim tüm yanlış istikametler biraz da bu şehre varmak içindi.
Seni de bu şehir uğruna sevmişimdir belki, durmadan ağır yaralar açan kazaları bu şehrin uğruna bu şehrin yolunda yapıyorum. Her seferinde şehit ediyorum bu şehrin aşkına kendimi. Kaçıyorum güvenli limanlara. Küçük pansumanlar yapıyorum ağır yaralarıma. Sonra yine aynı özlem gelip çöküyor içime. Delicesine özlüyorum bu şehri. Onda bıraktığım sevgilimi özler gibi, caddelerini, tramvaylarını, martılarını, meydanlarını, minarelerini özlüyorum. Sevdiğimin saçları gibi gözümün önünde uçuşuyor Eminönü’nün güvercinleri ve Uzaklardan bana sesleniyor ezan sesleri. İstiklalde tanıdık bir dost görmüş gibi seviniyorum kırmızı tramvayı görünce karşımda. Ortaköy’de aşina bir kahve kokusundan bir davet alıyorum. Burada ağlamakta başka, gülmekte.. Verdiği hüzünleri yine onda dindiriyorum. Başımı yaslamam için uzatıyor bu şehir bir dost gibi bana omzunu. Beni ağlatan da bu şehir, Anne gibi şefkatle başımı göğsüne yaslayanda..
Eyüp’ten bir dua yolluyorum semaya. Yedi katın yedincisine kadar gidiyor. Mega bir kentte özlediğim tanıdığım sevgilimin gözlerini arıyorum.. İmkansızların şehri. Platonik bir aşk gibi ulaşılmaz. Seni sen yapan İstanbul’dur. Sevildim diye hiç böbürlenme. Seni anlamlı kılan masallarımın şehrinde yaşıyor olman. En büyük aşkım İstanbul..
Sen İstanbul olmuşsun, Yarim İstanbul….
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Martılar...
25/4/2008
Tam şu an martıları düşünüyorum. O hiç sevmediğim Pazartesi günlerinden birinde, bir öğle arasında, sıkılarak bir şeyler yemeye çalıştığım durgun bir lokantanın camından martıları izliyorum. Neden bu kadar çok seviyorum martıları. Martlılar bana masallarımın şehrini, o şehirde sesleriyle uyandığım mutlu sabahları hatırlattığı için mi? Yoksa martılarla yollanan selamların semada yankılanıp sahibi olduğu yüreğe ulaştığına inandığım için mi? Bir şekilde seviyorum martıları. Bir tarifi bir nedeni yok. Seni de böyle nedensiz sevmiyor muyum zaten? Martılar bana benziyor aslında. Biraz hercai, biraz deli dolu, biraz hüzünlü ama en çok özgür.. Benim gibi özgürlüğe tutsak olmuş martılar. Kendilerini besleyen vapurların ardında uçsalar da bir süre onlara esir olmayan ruhları var martıların. Yine özgürlüğü seçerler. Uçup giderler gönüllerinin çektiği yere. Denizler, vapurlar, gökler ve hatta İstanbul onların. Onlar benim..
Şu anda aşık olduğum şehrin canımın içi sahilinde izliyor olduğumu düşlüyorum martıları. Bir ada vapurunda onlara ekmek atan halin gelip geçiyor gözlerimden. Bir selam yolluyorum sana Martıların kanatlarına iliştirip. Duyuyor musun? Ne kadar özlendiğini bir bilebilseydin, nasıl sevildiğini.. Sen bilmiyorsun ama martılar biliyor. Ben neredeysem martılar gelip konuyor yanı başıma. Söyleşiyorum biraz onlarla. Yaramın adı SEN, dermanı martılar oluyor bu koyu sohbetlerde. Yemeğim soğuyor, biraz yemeliyim ama şu an umurumda bile değil yemek. Seni bu kadar özlerken ve alaycı gözlerin gelip geçerken kalbimin tam ortasından lokmalar boğazımda bir düğüm. Sen benden uzaktayken ve varlığımı unutmuşken yemeğin lezzeti yok artık. Yemeği bırakıyorum. İki dilim ekmek alıp sepetten çıkıyorum lokantadan. İlk kalkan Karşıyaka vapurunun eskimiş, sessiz sıralarına oturuyorum. Martılar yine yanımda. Vapurlar, Martılar, Deniz ve Sen. Öyle acıklı görünüyorsunuz ki gözüme o anda ağlıyorum. Hepiniz bana hüzün veriyorsunuz, hepiniz vazgeçilmezimsiniz. Yaşattığınız kısacık anlar için gönüllü bir tutsaklığa mahkum ediyorum kendimi. Küçücük mutluluklara dağ gibi bir kederi sırtlanıyorum kendime hiç acımadan.
Bir Martı oluyorum. Şu an balık ekmek yediğin köprü altında hemen yanında bir yere konuyorum. Bir şarkı mırıldanıyorsun. Neşeli gözlerin uzak bir ufka dalmış izliyorsun. Her zaman ki pervasızlığınla senden başka kimse yokmuş, bir sen varmışsın o güzelim şehirde gibi izliyorsun İstanbul’umu. Kim bilir hercai yüreğin hangi güzelin hayalinde bir şarkı mırıldanıyorsun. Sonra beni görüyorsun. Öylesi bakıyorum ki gözlerinin içine acıktım sanıyorsun. Ekmeğinden bir parça koparıp veriyorsun bana. Gülümsüyorsun. Ben ölüyorum sen gülümseyince. Bu gülüşe şehit ettiğim yüreğim kanıyor tekrar tekrar. Sen bilmiyorsun, sen anlamıyorsun. Ekmek Martıyı doyurdu. İçin rahat. Oysaki ruhu açtı Martının. Martı seni özlemişti. Martı seni özleyen bir yüreği taşıyıp getirmişti uzak bir şehirden. Söyleyemediği cümleleri vardı Martının, yarım kalan bir masalı vardı. Dinlemiyorsun. Sen gidiyorsun. Martı gidiyor. Ben boş bir vapur güvertesinde yapayalnız kalıyorum sessizce. Bir söylediklerimin, bir de söyleyemediklerimin pişmanlıkları içimi bir imbat rüzgarı gibi dolduruyor. Sana söyleyemediğim her şeyi martılara söylüyorum.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Gerçek Kadınlar
5/3/2008 -Kategori: Denemeler
Bir kadın ağlıyorsa eğer bilin ki haksızdır!!!! Bir kadın ağlıyorsa yaptırmak istediği bir şey vardır, belki suçunu bastırmaya çalışıyordur, belki silahıdır bu kadının. Yüzyıllardır erkek nesli bu numarayı yutmuştur. Ağlamak her zaman işe yaramıştır çünkü. Oysa ki gerçek bir kadın asla bir erkeğin karşısında ağlayacak kadar zayıf olmaz. Acındırmaz kendini, aciz göstermez. Gerçek bir kadın istediğini almayı bilir ağlamadan, sızlanmadan. Güçlü değilse bile en azından hayata karşı, bir erkeğe karşı duruşu güçlü olur gerçek bir kadının. Çünkü her kadın zaten güçlüdür. En zor görevler yaradılıştan kadına yüklenmiştir. Neden?? Hiç düşündünüz mü?? Bir kadın hayatının sonuna kadar tek başına yaşayabilir. Bunu yapacak güç vardır kadında. Boşanmalardan sonra erkekler darmadağın olurken ayakta kalan taraf yine kadındır. Kadın annedir çünkü. Allah erkeğe bahşettiği fiziksel güç gibi kadına da ruhsal bir güç bahşetmiştir. Her zorluğa göğüs gerebilecek, sıkıntılara katlanabilecek bir güçtür bu. Kadın duyguları en gelişmiş varlıktır bence. Bir erkek asla bir kadın gibi düşünemez, asla bir kadının baktığı pencereden bakamaz hayata. Onun güçlü görünüşünün altında zaafları gizlidir. Kadının da vardır zaafları ama eğer yanılıpta kapılırlarsa mutlaka düştüğü yerden ayağa kalkmayı bilir kadın. Küllerinden yeniden doğmayı başaran yaratıklardır kadınlar şaşırtıcı bir biçimde. Hayatı daha çok severler, daha sıkı tutunurlar yaşama. Devletleri kurar, devletleri yıkar kadınlar. Yüzlerce örneğini görürsünüz tarihte bakarsanız. Bu kadar güçlüyken ağlamaz bir kadın bir erkeğin karşısında, ağlayamaz.
Taştan mıdır kadınlar peki? Asla.., Merhamet, sevgi, aşk, fedakarlık kavramları varsa yeryüzünde en çok bir kadın kalbinde var oluyordur. Her kadın ağlar, hem de öyle bir ağlar ki şaşarsınız. Ama gerçek kadınlar sessizce ağlar, içlerine dökerler yaşlarını. Aciz görünmez, plan yapmazlar gerçek kadınlar istediklerini almak için. Yalnız köşelerde ağlarlar kimseye göstermeden. Gerçek bir kadını ağlattıysanız eğer, ağlatabilmeyi başardıysanız kendinize dönüp bir bakmalısınız. Gerçek bir kadın ağlıyorsa yakmıştır gemilerini, ağlıyorsa kırılmıştır, ağlıyorsa en ince yerinden vurdunuz onu demektir. Bir şeyler tamir edilemeyecek gibi bozulmuştur artık. Kırdıklarınızı birleştirmeniz mümkün değildir. Affettim sözcüğü asla gerçek anlamını taşımaz bu noktadan sonra. Yine gülecektir size, yine yürüyecektir yanınızda ama sizi asla affetmeyecektir gerçekten. İçinde bir yer size her bakışında sızlayacaktır, söylemese de, gülümsese de sızlayacaktır derinde bir yer.
Ve erkekler hiçbir zaman bilmediler, bundan sonra da bilmeyecekler gerçek kadınların değerini. Gerçek kadınlar hep yalnız kalmaya mahkum olacaklar. Korkutacak çünkü erkekleri onlardaki bu güç, bu irade, bu her şeyi anlayan hal. Uzaklaşacaklar. Küçük zaaflarının içinde yanlışlar arasında yaşamaya devam edecek erkekler. Zayıf kadınları seçecekler kendilerine. Yönetebildikleri, hükmedebildikleri, bir tokatta yere devirebildikleri, vara yoğa ağlayan, plancı, dırdırcı kadınları seçecekler. Çünkü gerçek kadınlara kendilerini teslim etmeye, gerçek bir kadınla yaşamaya, onun gücünü görmeye dayanamaz erkekler. Hiçbir zaman dayanamadılar. Gerçek kadınlar şu yazdıklarım gibi yüzlerce şey yazacaklar yıllar sonra da, kendilerini anlayacak, komplekssiz, gerçek bir erkeği bekleyerek geçirecekler hayatlarını ve yalnız kalacaklar. Bir gün hepsinin aynı olduğunu, sadece görüntülerinin farklı ama içeriklerinin birbirlerine tıpatıp benzediğini görerek üzülecekler sadece. Her gerçek kadının kaderi yalnızlık olacak kaçınılmaz bir şekilde…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı