İnsan Sosyal Bir Hayvandır
2/2/2007 -Kategori: Geyik _Mizah Yazilari_
İnsan denilen sosyal hayvanın dişisi daha çocukluktan evcilik denilen ve büyüdüklerinde yaşayacakları hayatı anlamaları için tasarlanmış bir oyunla oyalanırken, yavru erkekler sokakta küfür etme, boğuşma, yakalamaca, savaş oyunu gibi stratejik oyunlarla geleceğe hazırlanırlar. İleride çok işlerine yarayacak bu oyunları oynarken içgüdüsel olarak birbirlerine ve etraflarında kendilerini izleyen yavru dişilere bir nevi güç gösterisi yaparlar. Yavrular büyüyünce dişiler çıtır tabir edilen yaştan itibaren kendilerini rahatsız eden, bön bön bakan ve laf atan erkekleri savuşturma tekniklerini hızlıca öğrenirler. Bir çok çıtır dişi bu dönemde bu taktikleri öğrenemeyerek ziyan olmuştur o ayrı bir konu. Hayatta ya da ayakta kalabilen dişiler bundan sonra bu erkeklerin en iyisini kapma oyununu öğrenirler. Ava giden erkekler avlanmaktadır yani farkında olmadan. Dişilerin beyni erkelere göre çok hızlı geliştiğinden ve çalıştığından birçok erkek av olmaktan kurtulamaz. Bu erkeklerin daha zekice olanları dişilerin zeki ve güzel olanlarını gözüne kestirir. Bu durum bir nevi kaçan kovalanır durumudur. Dişi kaçar, erkek kovalar. Aslında yine ava giden avlanmaktadır. Dişi kovalanacağını bildiği için kaçmaktadır. Beyni hormonal dengesine orantılı olarak çalışan erkek dişinin kurduğu çeşitli tuzaklara fark etmeden yakalanır. Bu hayvan türü bu oyuna aşk adını vermişlerdir. Aşk genelde iki türünde gözlerini kör eden gelip geçici bir durum olmakla birlikte her iki tarafında düşünme yetisini kaybederek evlilik denen kurumla tanışmasına yol açar. Erkek bu evrede tamamen kendisini dişiye ve onun ailesine adar. Familyanın babası eğer gözü tutarsa yavrusunu bu erkeğe vermeyi kabul eder. Zeki erkek dişiyi ve familyasını tavladıktan sonra dişi hemen taarruza geçer. Yıllar öncesinden annesinin kendisine öğrettiği gibi kendisi ve ilerideki yavruları için iyi bir gelecek hazırlama çabasına girer.
Erkek artık çalışmaktadır. Dişinin bitmek tükenmek bilmeyen isteklerine cevap verebilmek için zor ve ağır işlerde çalışır. Bir süre sonra hayatı rutin bir kısır döngü içine girer. Her akşam yuvaya gelip üzerindekileri kapı eşiğine fırlattıktan sonra geleneksel soru olan “yemek hazır mı?” sorusu eşliğinde eline aldığı kumanda ile koltuğa boylu boyunca uzanır. Dişi bu arada hiç durmadan konuşabilme ve isteklerini sıralayabilme yetisinin doruk noktasını yaşamaktadır. Erkek buna tepkisiz kalmayı ve dişisinin sesine duyarsız hale gelmeyi şaşırtıcı biçimde öğrenmiştir. Günleri böylece geçip giden zavallı erkek evinde yapamadığı her şeyi sokakta yaparak egosunu tatmin eder. Sabahları ve akşamları toplu taşıma araçlarında uyuyabilme, eşinin yokluğundan faydalanarak diğer dişilere bakabilme, sokağa tükürebilme, burnunu karıştırabilme bunlardan sadece birkaçıdır. Bu arada dişi için de hayat sanıldığı kadar kolay değildir. Dişinin hayatı plan ve strateji üzerine kurulmuştur. Dişi her şeyi düşünmek zorundadır. Yuvanın tüm işleri, yavruların bakımı ve kendi bakımı dişinin tüm vaktini almaktadır. Eşinin familyası, özellikle annesi ile yaşadığı rekabet ve sorunlar dişilerin ömrünü ortalama olarak 10 yıl azaltmaktadır. Bir de bu kadar işin arasında zavallı dişi sahip olmak istedikleri için strateji oluşturmaya çalışır. Genelde tuzak girişimleri erkek tarafından anlaşılarak dişilerin bir çoğu tartaklansa da, daha zekice olan dişiler istediklerini yaptırmanın çeşitli yollarını geliştirirler. Bazen erkek bu tür arasında kaçamak diye tabir edilen başka dişilere bakma gafletinde bulunur. Oysa yine bir dişi tarafından tuzağa düşürülmüş, av olmuştur erkek. Kurnaz ve araştırmacı yaradılışlı dişi genelde eşinin bu girişimini hemen çakar. Bu olay çoğunlukla dişiler tarafından şiddetle kınansa da genelde erkeğin bir müddet burnunun sürtülmesi diye tabir edilen perişan etme durumundan sonra tatlıya bağlanır. Dişilerin daha zeki ve kindar olanları ise hemen eşlerini bırakıp vakit kaybetmeyerek kendilerine finansman olacak yeni bir eş aramaya girişirler. Daha güçlü olanları yavruları ile birlikte erkek türünden nefret ederek tek başlarına hayatlarını sürdürmeye devam ederler.
Bu hayvan türünün diğer tüm hayvanlardan bir farkı vardır. Anlama ve algılama yeteneği. Etraflarındaki her şeyi kendilerine bahşedilen akıl denilen şeyle çözmeye çalışırlar ama en çok birbirlerini çözmeye çalışırlar. Erkekler dişilerin, dişiler de erkeklerin ne istediklerini yüzyıllardır sorgulayıp durmuşlardır. İki tarafta bir sonuca varamamıştır. Bu türün neden birbirlerinden beklentilerini açıkça değil de hep dolaylı yoldan anlama ve anlatma çabası içinde olduğu şu ana kadar hiçbir bilim dalı tarafından anlaşılamamıştır. Bu yazıdan sonra da anlaşılamayacaktır. Çünkü yazıyı yazan bile ne yazdığını anlayamamıştır. O derece ki bir daha anlat deseler anlatamayacak duruma gelmiş, devreleri kopmuştur 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı